Sonra birşeyler oldu maria'ya, ki ne olduğunu maçtan sonra basın toplantısında açıklamış. Bu postu girmemin nedeni de maria'nın bu sözlerine yer vermek aslında. Zavallı azarenka neye uğradığını anlayamadan, maç için attığı iki servisini de kırdıraraktan, 7-5 skorla seti ve maçı kaybetti. Kendisini, maç esnasında gerekli anlarda ustalıkla kullandığı sağlık molaları da kurtaramadı bu arada.
Gelelim maria'nın maçtan sonra söylediklerine. Aynen kopyalıyorum:
"At 2-5 in the third set she had 30-0 on her serve and then 0-30 on my serve at 3-5. Those games were crucial. I just kept to myself no matter what the score was. I knew the match wasn't over until we shook hands. I realized I certainly didn't want to go home. I didn't want to leave China that soon. So I just kept going for it and kept being aggressive. I stayed positive. That gets you a long way."
Aslına bakarsanız bu kızı pek sevmiyordum eskiden ama bu hırsını, inadını ve kazanma azmini gördükçe ister istemez sempati duymaya başladım. Maria bana kazanmanın yarısının istemek olduğunu hissettiriyor. En zor zamanlarda bile pes etmemek gerektiğini gösteriyor birçok zaman. Pes etmenin veya çaresizliğe düşmenin sadece bunu isteyenlerin işine yaradığını.. Korkunun sadece seni yolundan alıkoyacağını.. Nefes almaya devam ettiğin sürece mutlaka bir çare ve çıkar yol olduğunu...
Bu saatte bu kadar felsefe yeter. Artık seviyorum bu kızı ve her zaman oynadığı oyundan dolayı değil belki ama, hiç eksilmeyen azminden dolayı onu kutluyorum.
Yolun açık olsun masha...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder